EMEVİ DEVLETİ Mİ OLUYORUZ
Mustafa Kemal’in 29 Ekim 1923 konuşmasında ki “Tarihimizin en mutlu dönemi hüküm darlarımızın halife olmadıkları zamandır.”Özdeyişini onaylamamak mümkün değil. Ne yazık ki Mustafa Kemal’in: Kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, ihtiyarıyla, Alevi siyle, Sünni siyle, türküyle, kürdiyle, doğulusuyla ve batılısıyla yani ana dolu halkının kanıyla, canıyla ve gözyaşıyla kurduğu laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Bakanlarının demeçleri beni korkutmaya başladı.
|
Yeşilyurt Halkı Bir İlke Daha İmza Attı.
29 Aralık 2009 tarihin de Koyulhisar’ın Yeşilyurt Köyü’nde, İhtiyar heyetinin öncülüğünde geniş katılımlı aşure günü yapıldı. Böyle bir aşure günü çevre de ilk defa oluyor. Çünkü; inancımıza göre, pişirilen aşure tatlısı zengin, fakir gözetmeden, evlere eşit şekilde dağıtılırdı. Bu sefer pişirilen aşure tatlısı evlere dağıtılmadı. Cem evinde kardeşçe, dostça birlikte yenildi.
Kopmak: İçimde fırtınalar koptu,kimyam değişti. Ağaçtan bir yaprak koptu, yere düştü ve çürüdü. Halat koptu, gemi limanı terk etti ve alabora oldu.Urgan koptu, kağnı arabası devrildi ambar boş kaldı. Sicim koptu, mahkumu asanlar bozuldu ama mahkum ölümden kurtulamadı. İp koptu, iğne terzinin elinde kaldı. Dağdan çığ koptu, altında dağcılar kaldı ve öldü.Güneşten bir parça koptu, kopan parça söndü. Zincir koptu, köpek sahibine saldırdı. Filim koptu aşk yarıda kaldı. Kopmak o kadar geniş anlamlı ki anlatmaya sayfalar yetmez.Ben burada toplumdan kopmayı anlatacağım.Bir zincirin sağlamlığı en zayıf halkası kadardır. Sen zinciri ne kadar sağlam yaparsan yap için de halkanın biri zayıfsa zincirin gücüde o kadardır.
|
Dönmek Konuya yuvarlaktan başlayalım. Dönmek için yuvarlak olmak lazım. İnsan, yani, eti kemiğiyle, açlığı susuzluğuyla, “ben yaşayayım da sen ne olursan ol, umurumda değil” tutumuyla iki ayaküstünde yürüyen yaratık. O yuvarlak, doğanın bir mucizesi. Omuzları üstünde taşıdığı, adına kafa denen o yuvarlakçık var ya, işte onun içinde ne varsa var. Dönmekte önce o yuvarlağın içinde başlar.
Kümbet yaylasının son güzünü Ayhıncağın tozlu dar yolunu Şubatın karsız kuru yelini Boz tepenin geçilmez belini
|
















